MAYASENTE POLİKLİNİĞİ - ÇAYYOLU
* Botox
* Dolgu
* Akapunktur
* Kimyasal Peeling
* Lazer Uygulamaları
o Epilasyon
o Yüzeysel Damar
o Güneş ve Yaşlılık
o Kırışıklıklar
* Zayıflama Uygulamaları
o Mezoterapi
o Karboksiterapi
o Pressoterapi
o Kavitasyon
o Reaction
o Lipolight
* Diyet ve Beslenme
Botox
Botox (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir besin toksinidir. Botox yüzün üst bölgesindeki kırışıklıkların tedavisinde kullanılabilir.
Botox, özel iğneler aracılığıyla yüzün sorunlu bölgesinde kas içine verilir. Bu sayede kasılmış olan kaslar rahatlamaya başlar.
Botox'un bir diğer kullanım alanı da koltuk altı ve avuç içlerinde aşırı terlemenin tedavisidir. Koltuk altı ve avuç içlerinin aşırı terlemesi etkilenen kişiye çalışma ortamında ve sosyal hayatında büyük sıkıntılar yaşatabilmektedir. Bu probleme yönelik yerel ve sistemik tedavi yöntemleri ve cerrahi yaklaşımlar mevcuttur.
Botoxun yan etkileri nedir?
Yetkili ve deneyimli kişiler tarafından yapıldığı sürece tehlikesi olmayan Botoxun toksin olması nedeniyle fazla dozda verilmesi durumunda veya uygulamanın yanlış bölgeye yapılması halinde "pitosis" adı verilen göz kapağı düşmesi problemi ortaya çıkabilir ve hastanın birkaç hafta rahatsız olmasına sebep olur.
Çok daha az görülmekle birlikte kaydedilen diğer yan etkiler de: yüzde ağrı, iğne bölgesinde kırmızılık, kas zayıflığıdır. Bu etkiler genellikle geçici ve çok az vakada da birkaç ay süreli gözlenmiştir.
Etkisini Ne Zaman Gösterir ?
* 3 günden sonra düzelme genelde başlar.
* Çoğunlukla 1 hafta içinde etkisi ortaya çıkar.
Enjeksiyonlar, Hangi Sıklıkla Uygulanır ?
* 3-6 aylık aralıklarla seansa çağrılır.
Dolgu
Dolgu maddeleri; yaşlanma ve yer çekimi etkisi ile oluşan kırışıklıkların tedavisinde, ciltteki elastikiyet kayıpları sonucu oluşmuş alanların doldurulmasında ve dudak kalınlaştırmak amacı ile kullanılmaktadır.
Dolgu Maddeleri
* Kalıcı sentetik dolgu maddeleri
* Geçici dolgu maddeleri
* Yağ ve doku enjeksiyonları
olarak sınıflandırılabilir.
Vücutta bulunan yapısal maddelerden ya da bu yapısal maddelerin yerine konabilecek kimyasal maddelerden oluşan geçici dolguların, allerji potansiyelinin daha düşük olması ve uygulama sonrası oluşan istenmeyen etkilerin dolgunun kalıcılık süresi ile sınırlı olması tercih nedenidir. Geçici dolgu materyalleri içinde yer alan hyaluronik asit tüm canlıların derisinin dermis tabakasında yer alan şeker türevi bir maddedir (polisakkarit). Deri dışında göz, eklem ve kas dokusunda da bulunur. Su tutma özelliği sayesinde cilt elastikiyetinin sağlanmasında rol alır. Doldurulacak olan bölgeye göre farklı molekül ağırlığındaki hyaluronik asit maddesi seçilir. Hyaluronik asit ile dudak, kaz ayağı, kaş arası, burun kenarı olukları gibi bölgelerin geçici dolgusu yapılabilir.
Hyaluronik asitle yapılan dolgu işlemlerinde oluşabilecek yan etkiler, enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, nodül ve renk değişikliğidir. Nadiren granülom ve apse oluşumu görülebilir.
Kimyasal Peeling
Kimyasal peeling meyve asitleri ile cildin üst tabakası soyularak yapılan bir tedavi yöntemidir.
Cildin üst katmanının soyulması yeni deri oluşumunu uyarır, böylece daha sağlıklı görünüm sağlanabilir.
Bu tedavide çeşitli meyve asitleri kullanılmaktadır. Özellikle şeker kamışından elde edilen alfa hidroksi asitlerin (Glikolik asit) kullanımı yaygındır.
Akne,lekelenme,antiaging,skar tedavisi kullanım alanları arasındadır.
Uygulama yapılacak alan ve uygulama döneminde güneşin etkisi önemlidir.
Kimyasal peeling sonrasında lekelenme, renk açılması gibi yan etkiler oluşabilir.
Uygulama sonrasında güneşten korunma sağlanmalıdır.
Tedavi için tekrarlayan seanslar gerekebilir. Seans arası ve sayısı cildin durumu ve kullanılan asidin yüzdesine göre değişiklik gösterebilir.
Lazer Uygulamaları
* Epilasyon
* Yüzeysel Damar Genişlemeleri
* Güneş ve Yaşlılık Lekeleri
* Kollajen Simülasyonu ile Kırışıklık Tedavisi
Merkezimizde lazer uygulamaları için long-pulse 755 nm dalga boyunda Alexandrite ve long-pulse 1064 nm dalga boyunda Nd:YAG lazer sistemlerini içeren, çift başlıklı lazer cihazı ve radyo frekans özelliği de taşıyan 810-900 nm dalga boyunda ışık üreten Diode Lazer kullanılmaktadır.Bu lazer sistemleri CE belgeli ve FDA onaylıdır.
Zayıflama Uygulamaları
* Diyet Tedavileri
* Tıbbi Tedaviler
o Yeni Jenerasyon Kavitasyon
o Mezoterapi
o Karboksiterapi
o Pressoterapi
o ELOS Teknolojisi
Şişmanlık (obezite) nedir?
Şişmanlık (obezite) ; vücuttaki yağ miktarının sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır.
Neden kilo alırız?
Besinlerle aldığımız kalori miktarının kullandığımız kaloriden daha fazla olduğu durumlarda kilo alırız. Kullanılan kalori miktarında düzenleme sadece diyetle değil fiziksel aktivite ile de yakından ilişkilidir.
Şişmanlığın sebepleri nelerdir?
Beslenme alışkanlıklarındaki bozukluk, genetik faktörler, hormonal bazı hastalıklar, bazı ilaçlar, sosyoekonomik ve psikolojik faktörler, hareketsiz yaşam tarzı, şişmanlığın sebeplerinden bazılarıdır.
Şişmanlık genetik bir miras mıdır?
Şişmanlık genetik ve çevresel bileşenleri olan çok faktörlü bir hastalıktır. Kaçınılmaz olarak şişmanlığa sebep olan bir gen mutasyonu tanımlanmamıştır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar bir dizi yatkınlık geni varyantı tanımlanmıştır.
Obezite ile ilgili hastalıklar nelerdir?
Şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, eklem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, uyku bozuklukları, bazı kanser türleri, reflü, gut, polikistik over sendromu, psikolojik bozukluklar, yüksek tansiyon şişmanlığın etkili olduğu hastalıklardan bazılarıdır.
Kilo mu yoksa vücut yağ oranı mı sağlığın göstergesidir?
Bir bireyin şişman ya da hafif şişman olarak tanımlanması için vücut ağırlığının, vücut bileşiminin ve vücuttaki yağın dağılımının değerlendirilmesi gerekir. Vücuttaki yağ miktarına ve dağılımına bağlı olarak hastalığın seyri ve hastaların yaşam kalitesi, süresi, değişiklik göstermektedir. Bu amaçla kullanılan laboratuar yöntemleri eğitimli profesyonellerce değerlendirilerek kişinin kilo durumu saptanır.
Sağlıklı bir zayıflama diyet programı nasıl olmalıdır?
* Kişiye özgü olmalıdır. Kişinin fiziksel özellikleri (boy, kilo, aktivite durumu), sağlık durumu (kullandığı ilaçlar, sağlık sorunları), ailesel özellikleri, ne zamandan beri kilolu olduğu, beslenme alışkanlığı (sevdiği-sevmediği yemekler; hangi saatte yemek yediği), sosyal koşulları (davet, toplantı, iş), psikolojik durumu gibi diğer faktörler değerlendirilerek, aç kalmadan, kişinin diyete uyumundan çok diyetin kişiye uyumu olması temel alınarak hazırlanmış bir diyet programı olmalıdır.
* Yaş, cinsiyet, hastalık durumu, kan değerlerine göre enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral gereksinimini tam olarak karşılamalıdır.
* Bazal metabolizma hızını düşürmemelidir.
* Kas kaybı oluşturmadan yağ dokusundan kayıp sağlamaya yönelik bir diyet olmalıdır.
* Eğitici olmalıdır, eğitimin davranışa geçmesini sağlamalıdır.
* Diyet programları bittikten sonra hastayı yalnız bırakmayan düzenli aralıklarla takip olanağı sağlayan bir program olmalıdır. Ayrıca verilen kiloların korunmasını sağlayacak kilo koruma programları içermelidir.
Bilimsel olmayan hatalı diyetler ve özellikleri
Bu diyetler :
* Kişiye özel olmayan diyetler (özellikle gazete, dergilerde bulunan)
* Kısa sürede hızlı kilo kaybı vaad eden diyetler (sihirli şok diyetler)
* Kişinin gereksinimine göre düzenlenmemiş, kontrol altında yapılmayan çok düşük kalorili diyetler
* Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmayıp, özel ürünleri öneren diyetler
* Tek tip besine dayalı diyetler
* Gerçek kilo kaybı yerine sadece su kaybına neden olan diüretik ilaçlar ve saunalar
Bilimsel olmayan hatalı diyetlerin sağlık açısından değerlendirilmesi
Bu tarz sağlıksız diyetlerde protein, B grubu vitaminleri, kalsiyum, çinko, demir, fosfor, magnezyım yetersizlikleri görülür. Bu yetersizliklerine bağlı olarak çeşitli hastalıklar oluşabilir.
Bu hastalıklar :
Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, kalp ritim bozukluğu, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, adetten kesilme, kuru cilt, saç dökülmesi, saç incelmesi, uyuşukluk soğuğa karşı tahammülsüzlük, idrarda proteğin görülmesi, kanda yağ asitleri, lipit ve kolestrolün artışı gibi sonuçlarla karşılaşılabilinir.
Bilimsel olmayan hatalı diyetler ve kilo verme
Bu tarz diyetlerde vücut yağ kitlesinden çok, vücut kas kitlesi kayıpları olmaktadır. Düşük kalorilerde vücut kendini korumaya alır ve bazal metabolizma hızı düşer. Yağ yakımı azalır, vücut enerjiyi harcamak yerine depolama eğilimi gösterir. Kişi diyet bitiminde, aldığı besinleri çok az arttırmış olsa bile kilo almaya başlar. Bunun nedeni, bozulan, yavaşlayan metabolik hızdır. Bu tarz diyetler her tekrarlandığında metabolizma biraz daha yavaşlar ve sonuç olarak kişinin kilo alması kolaylaşır ve vermesi zorlaşır. Buna bağlı olarak kişi ya sürekli diyette olacak ya da daha yüksek kilolarla hayatını sürdürecektir.
Ayrıca bu tarz diyet, yeterli, dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmadığından kişinin eski alışkanlıklarına dönmesi ve kilo alması kaçınılmazdır. |